Elektrikli araçlardan jeopolitiğe: NTE savaşında Türkiye nerede?
Gazete Oksijen’de yer alan habere göre, nadir toprak elementleri küresel jeopolitiğin merkezine yerleşiyor.Nadir toprak elementleri, kalıcı mıknatıslar üzerinden elektrikli araç ve rüzgar türbinlerinin bel kemiği. Çin rafinaj ve mıknatıs üretiminde tekel kurup ihracatı kısınca fiyatlar fırladı. Eskişehir Beylikova’daki dev rezerv, rafinaj ve yerli mıknatıs yatırımıyla Türkiye’ye stratejik fırsat sunuyor.Nadir olan ne?
NTE’ler aslında o kadar da nadir değil. Periyodik cetveldeki 17 elementten oluşan bu grup adını doğada az bulunmasından ziyade farklı minerallerle karışmış biçimde olmasından alıyor. Asıl mesele NTE rezervinin olup olmaması değil kısacası, bu rezervleri ekonomik açıdan karlı bir şekilde çıkarıp işleme güçlüğü. Kendine has manyetik ve optik özellikleriyle havacılıktan elektroniğe, savunmadan temiz enerji teknolojilerine kadar geniş bir skalada NTE’ler kullanılıyor.
Küresel NTE talebinin hemen hemen yarısı tek bir ürünü imal etmeye harcanıyor: Kalıcı mıknatıslar. Neodimyum-demir-bor alaşımından üretilen bu mıknatıslar, dışarıdan elektrik akımına ihtiyaç duymaksızın güçlü manyetik alanlar oluşturuyor. Bu da onları elektrikli araç motorlarının ve rüzgar türbinlerinin vazgeçilmezi haline getiriyor. IICEC’e göre 2025 yılında elektrikli araçlar ve rüzgar türbinlerinin NTE talebi yaklaşık 200 ton oldu. Bu ihtiyacın 2053’e kadar 7 ila 9 kat arasında artarak 1200-1600 ton düzeyine ulaşması öngörülüyor. Söz konusu NTE talebinin yüzde 80’i, elektrikli araçlardan kaynaklanıyor.Çin’in tekeli
Fakat tedarik zinciri çok kırılgan bir halkaya bağlı. Dünya NTE rafinajının yüzde 91’i, kalıcı mıknatıs üretiminin ise yüzde 94’ü Çin’de gerçekleşiyor. 2025 yılının nisan ayında Çin, önemli NTE’lerin ve kalıcı mıknatısların ihracatına sınırlamalar getirdi. Bunun sonucu ise ABD ve Avrupa’daki otomotiv üretim kapasitelerinde düşüşler oldu. Arz normal seyrine döndüğünde bile ithalatçı ülkelerde yüksek NTE fiyatları sürdü. Avrupa’daki fiyatlar, Çin’in iç piyasasındaki fiyatların altı katına dek yükseldi.
Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, küresel NTE ihracatında yüzde 10’luk bir kesinti, 6.2 milyon otomobilin üretimini sekteye uğratabilir. Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için dünyada farklı farklı projeler geliştiriliyor. Fakat bu da pek çare olacak gibi görünmüyor. Halihazırda Çin’e alternatif olarak tasarlanan tüm NTE rafinaj projeleri önümüzdeki on yılda tamamlansa dahi 2035 yılında Çin’in NTE’deki pazar payı ancak yüzde 75’e gerileyecek. Öte yandan bir diğer veri de şu: Çin küresel arz zincirinden çıkarıldığı takdirde, diğer ülkeler 2035 yılında gerçekleşecek NTE talebinin sadece yüzde 42’sini karşılayabilecek.Dünyanın en büyük ikinci rezervi
Türkiye tam da bu konjonktürde sahneye çıkma şansına sahip. Eskişehir Beylikova’da ilk olarak 1974 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) keşfettiği NTE rezervinde yapılan sondajlar; alanda 694 milyon tonluk kaynak varlığına ve bunun 12.5 milyon tonunun NTE olduğuna işaret ediyor. Bu rezerv miktarı da Beylikova’yı dünya NTE rezervleri arasında Çin’in Bayan Obo madeninin ardından dünyada ikinci sıraya taşıyor.
Rezervdeki ilk pilot cevher işleme tesisi yıllık 1200 ton kapasiteyle 2023 yılında işletilmeye başlandı. 2026’da yılda 570 bin ton NTE rafinajı yapacak tesisin inşaatına başlanması, 2030’a dek ise yıllık 10 bin ton nadir toprak oksiti üretimi hedefleniyor. NTE alanında dünyanın ilk beş ülkesi arasına girmek, Türkiye’nin belirlediği stratejik önceliklerden biri. IICEC raporu aynı zamanda yalnız rezerv sahibi olmanın yetmediğine dikkat çekiyor. Rafinaj için yüksek yatırımlar yapılması ve sadece ham madde ihracı yerine kalıcı mıkntıs gibi uç ürünlerin yerli üretiminin gerekliliğinin altı çiziliyor. Şayet bunlar hayata geçerse Türkiye kendi talebini karşılamakla kalmadığı gibi, Çin tekelinde çatlaklar arayan Batı ülkeleri için cazip bir ortak haline gelebilir. Rezerv var, talep var, jeopolitika müsait. Gerisi teknoloji, yatırım ve stratejiye kalıyor. (Kaynak: Gazete Oksijen)














