Medeniyetler arasında köprü oluşturmak ve kadim kent Hatay'ın tanıtımına katkı sağlamak amacıyla 2007'de farklı din ve mezheplere mensup sanatçılarla kurulan koro, depremlerde 7 üyesini kaybetti.Depremlerle yıkılan şehirlerini ve kayıplarıyla eksilen topluluklarını yeniden ayağa kaldırmak için çalışmalarına başlayan koro, depremden sonra ilk konserini 28 Mart'ta Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi'nde "Seyhan'dan Asi'ye El Birliğiyle" adı altında verdi.Dayanışma konserinde depremlerde kaybettiği üyeleri Mehmet Özdemir, Gizem Dönmez, Hakan Samsunlu, Pınar Aksoy, Fatma Çevik, Müge Mimaroğlu ve Ahmet Fehmi Ayaz'ın anısına şarkılar seslendiren koro, 30 Mart'ta da Zorlu PSM'de sahneye çıkacak.
Deprem anını unutamadığını anlatan Özfırat, şöyle devam etti:"Depremde 8 saat enkazda kaldım. Zor bir süreçti. Bir betonun üzerinde yatıyorsunuz ve birilerinin sizi kurtarmaya gelmesini bekliyorsunuz. Hayatı ve bugüne kadar yaptıklarınızı sorguluyorsunuz. Helalleşemediğiniz insanları düşünüyorsunuz. Sonuçta ben bir eşofman ve bir tişörtle dışarı çıktım. Ayağımda ayakkabı bile yoktu. Çok kuvvetli yağmur yağıyordu ve arkadaşlar beni çekmeye çalışıyorlardı."Özfırat, acıların paylaştıkça azalacağına işaret ederek, "Enkazdan çıktığımda çok ağır bir manzarayla karşılaştım. O yüzden bu olayın büyüklüğünü tarif etmenin yolu olduğunu düşünmüyorum." ifadesini kullandı.

"Hatay'ın birlikteliğe ihtiyacı var"
Müzik topluluğunu yeniden bir araya getirmenin buruk sevincini yaşayan koro şefi Özfırat, AA muhabirine, 6 Şubat'ta çok büyük bir yıkım yaşadıklarını söyledi.Yüzyılın değil, belki bin yılın afetini yaşadıklarını belirten Özfırat, "6 Şubat'ta 7 arkadaşımızı kaybettik. Kimimiz enkazdan çıktık, kimimiz akrabalarımızı yitirdik. Şu an Hatay'ın birlikteliğe ihtiyacı var. Türkiye'nin birlikteliğe ihtiyacı var. Bunun için de ilk konserimizi Adana'da seslendirdik. Seyhan Nehri'nden Asi Nehri'ne bir köprü oluşturduk." diye konuştu.Özfırat, günler sonra tekrar konser verdikleri için mutlu olduklarını dile getirerek, "Yaklaşık 7 hafta sonra bütün arkadaşlarla bir araya geldik. Sarılmanın ne kadar lüks olduğunu gördük. Birbirimize dokunmanın ne kadar keyifli olduğunu anladık." dedi.
Deprem anını unutamadığını anlatan Özfırat, şöyle devam etti:"Depremde 8 saat enkazda kaldım. Zor bir süreçti. Bir betonun üzerinde yatıyorsunuz ve birilerinin sizi kurtarmaya gelmesini bekliyorsunuz. Hayatı ve bugüne kadar yaptıklarınızı sorguluyorsunuz. Helalleşemediğiniz insanları düşünüyorsunuz. Sonuçta ben bir eşofman ve bir tişörtle dışarı çıktım. Ayağımda ayakkabı bile yoktu. Çok kuvvetli yağmur yağıyordu ve arkadaşlar beni çekmeye çalışıyorlardı."Özfırat, acıların paylaştıkça azalacağına işaret ederek, "Enkazdan çıktığımda çok ağır bir manzarayla karşılaştım. O yüzden bu olayın büyüklüğünü tarif etmenin yolu olduğunu düşünmüyorum." ifadesini kullandı.















