Edirne’nin can damarlarından Tunca Nehri, artan sıcaklıklar ve uzun süren kuraklık nedeniyle kritik bir eşikte. Özellikle çeltik üretimiyle birlikte tarımsal sulama ihtiyacının arttığı bu dönemde, nehrin bazı bölümlerinde su akışı neredeyse tamamen durdu.
Devlet Su İşleri Suakacağı İstasyonu verilerine göre, Tunca'nın debisi saniyede yalnızca 2 metreküp olarak ölçüldü. Bu değer, özellikle Tunca Köprüsü civarında gözle görülür bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Nehirdeki akışın durma noktasına gelmesiyle birlikte:
Akışın azaldığı yerlerde adacıklar oluştu, bu alanlar bitki örtüsüyle kaplandı.
Nehir yatağında yosunlar ve yer yer balçık birikintileri gözlemleniyor.
Su seviyesi düştükçe, nehre atılan çöpler gün yüzüne çıktı.
Tunca Nehri’ndeki bu tablo, yalnızca bir bölgesel su krizi değil; aynı zamanda iklim değişikliğinin tarım, doğa ve insan yaşamı üzerindeki etkilerinin çarpıcı bir göstergesi.
Kuruyan nehir yatakları, değişen ekosistemler ve ortaya çıkan çevre kirliliği; sürdürülebilir su yönetimi ve doğaya saygılı üretim anlayışının ne denli acil bir ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor.














