Serdar Orman: “Belirsizlik dönemlerinde amaç sadece getiri değil, birikimi korumaktır”
Bulls Portföy Genel Müdür Yardımcısı Serdar Orman, küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, yüksek faiz ortamı ve enflasyonla mücadele sürecinin yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirdiğini belirterek, bu dönemde doğru varlık dağılımının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi. Orman, yatırımcıların kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade birikimlerini koruyacak ve riskleri dengeleyecek stratejilere odaklanması gerektiğini vurguladı.
“Yüksek faiz ortamı yatırımcı tercihlerinde belirleyici olmaya devam ediyor”
Faizlerin halen yatırımcı açısından cazibesini koruduğunu belirten Orman, döviz kurlarında zaman zaman yukarı yönlü hareketler yaşansa da yatırımcıların ağırlıklı olarak TL getirilerine odaklandığını ifade etti.
Orman, “Enflasyonla mücadele programının devam ettiği mevcut ortamda yatırımcılar kısa vadede yüksek faiz getirisini daha fazla önemsiyor. Kur tarafında zaman zaman beklenmedik gelişmeler nedeniyle sert hareketler yaşanabiliyor. Bu nedenle dövizin daha çok bir sigorta enstrümanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Faizin cazibesini koruduğu bir dönemde TL varlıklar yatırımcılar açısından ön planda kalmaya devam edecektir” dedi.
“CDS düşüşü yabancı yatırımcı ilgisini artırır”
Türkiye'nin risk primini gösteren CDS göstergesinin yatırımcılar açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Orman, risk primindeki gerilemenin yabancı sermaye girişleri için önemli bir sinyal oluşturduğunu söyledi. “CDS bir ülkenin risk karnesidir” diyen Orman, şu değerlendirmede bulundu:
“CDS'in düşmesi, ülkenin finansman maliyetlerinin gerilemesi ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması anlamına gelir. Enflasyonla mücadele programının başarıyla devam ettiği, küresel risklerin azaldığı ve jeopolitik tansiyonun düştüğü bir senaryoda CDS tarafında da aşağı yönlü hareket görebiliriz. Bu durumda ilk etapta en olumlu etkiyi bankacılık, holdingler ve yabancı yatırımcının yoğun ilgi gösterdiği büyük ölçekli şirketlerde görmemiz mümkün.”
“Belirsizlik dönemlerinde amaç sadece getiri değil, koruma olmalı”
Yatırımcıların zaman zaman yalnızca getiriye odaklandığını ancak belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde varlık korumanın daha önemli hale geldiğini belirten Orman, portföy çeşitlendirmesinin önemine dikkat çekti.
“Yüksek enflasyon, jeopolitik riskler ve küresel belirsizliklerin yoğun olduğu dönemlerde yatırımcıların tüm varlıklarını tek bir enstrümana yönlendirmemesi gerekiyor” diyen Orman, profesyonel portföy yönetiminin bu süreçte önemli avantaj sağladığını vurguladı.
“Portföylerde TL ağırlığı korunmalı”
Mevcut ekonomik görünümde yatırımcıların portföylerinde TL varlıklara ağırlık vermesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını ifade eden Orman, döviz ve altının ise koruma amaçlı kullanılabileceğini söyledi.
Orman, “Bugünkü şartlarda yatırımcıların portföylerinde TL ağırlığının daha yüksek olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında döviz tarafında yüzde 20-25 seviyelerinde bir koruma pozisyonu değerlendirilebilir. Altın da özellikle jeopolitik risklere karşı sigorta görevi görebilecek önemli araçlardan biri olmaya devam ediyor” dedi.
“ASELSAN öncülüğünde yeni bir hikâye yazılıyor”
Son dönemde Borsa İstanbul'da yükselişin belirli sektörler ve şirketler öncülüğünde gerçekleştiğini belirten Orman, özellikle savunma sanayi şirketlerinin küresel ölçekte artan ilgiden olumlu etkilendiğini söyledi. Savunma sanayi alanında Türkiye'nin önemli bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Orman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“ASELSAN son dönemin en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri oldu. Dünyada savunma harcamalarının hızla arttığı bir dönemde şirket güçlü sipariş akışı, büyüyen iş hacmi ve uluslararası görünürlüğüyle öne çıkıyor. Avrupa'dan ve farklı coğrafyalardan gelen talep artışı, ASELSAN'ın küresel ölçekte daha fazla tanınmasını sağladı. Bu nedenle şirketin son dönemde endeksin lokomotiflerinden biri haline gelmesi son derece doğal.”
“Enerji ve teknoloji temaları öne çıkmaya devam edecek”
Küresel piyasalarda yapay zekâ, veri merkezleri ve enerji dönüşümünün yeni yatırım temaları oluşturduğunu belirten Orman, Türkiye'de de bu alanlara hizmet veren şirketlerin ön plana çıkabileceğini söyledi.
Özellikle enerji altyapısı, elektrik ekipmanları ve teknoloji odaklı şirketlerin orta vadede güçlü büyüme potansiyeli taşıdığını ifade eden Orman, küresel eğilimlerin Borsa İstanbul'a da yansımaya devam edeceğini belirtti.
“Türkiye hisse senetlerinde yeni bir hikâye başlayabilir”
Jeopolitik risklerin azalması, enflasyonda düşüş sürecinin yeniden hız kazanması ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması halinde Borsa İstanbul'da yeni bir yükseliş döneminin başlayabileceğini ifade eden Orman, yatırımcıların hisse senedi piyasasını göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi. Orman sözlerini şöyle tamamladı:
“Son dönemde endeksi ağırlıklı olarak belirli hisseler taşıyor. Ancak Türkiye'ye yönelik ilginin artması, CDS'lerin gerilemesi ve ekonomik programın sonuç vermeye başlamasıyla birlikte yükselişin daha geniş bir tabana yayılabileceğini düşünüyoruz. Risk alabilen yatırımcılar için hisse senetleri ve hisse senedi fonları orta ve uzun vadede önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde küresel yatırımcıların radarında daha güçlü bir şekilde yer alacağını düşünüyoruz.”
Bulls Portföy Genel Müdür Yardımcısı Serdar Orman, küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, yüksek faiz ortamı ve enflasyonla mücadele sürecinin yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirdiğini belirterek, bu dönemde doğru varlık dağılımının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi. Orman, yatırımcıların kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade birikimlerini koruyacak ve riskleri dengeleyecek stratejilere odaklanması gerektiğini vurguladı.
“Yüksek faiz ortamı yatırımcı tercihlerinde belirleyici olmaya devam ediyor”
Faizlerin halen yatırımcı açısından cazibesini koruduğunu belirten Orman, döviz kurlarında zaman zaman yukarı yönlü hareketler yaşansa da yatırımcıların ağırlıklı olarak TL getirilerine odaklandığını ifade etti.
Orman, “Enflasyonla mücadele programının devam ettiği mevcut ortamda yatırımcılar kısa vadede yüksek faiz getirisini daha fazla önemsiyor. Kur tarafında zaman zaman beklenmedik gelişmeler nedeniyle sert hareketler yaşanabiliyor. Bu nedenle dövizin daha çok bir sigorta enstrümanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Faizin cazibesini koruduğu bir dönemde TL varlıklar yatırımcılar açısından ön planda kalmaya devam edecektir” dedi.
“CDS düşüşü yabancı yatırımcı ilgisini artırır”
Türkiye'nin risk primini gösteren CDS göstergesinin yatırımcılar açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Orman, risk primindeki gerilemenin yabancı sermaye girişleri için önemli bir sinyal oluşturduğunu söyledi. “CDS bir ülkenin risk karnesidir” diyen Orman, şu değerlendirmede bulundu:
“CDS'in düşmesi, ülkenin finansman maliyetlerinin gerilemesi ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması anlamına gelir. Enflasyonla mücadele programının başarıyla devam ettiği, küresel risklerin azaldığı ve jeopolitik tansiyonun düştüğü bir senaryoda CDS tarafında da aşağı yönlü hareket görebiliriz. Bu durumda ilk etapta en olumlu etkiyi bankacılık, holdingler ve yabancı yatırımcının yoğun ilgi gösterdiği büyük ölçekli şirketlerde görmemiz mümkün.”
“Belirsizlik dönemlerinde amaç sadece getiri değil, koruma olmalı”
Yatırımcıların zaman zaman yalnızca getiriye odaklandığını ancak belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde varlık korumanın daha önemli hale geldiğini belirten Orman, portföy çeşitlendirmesinin önemine dikkat çekti.
“Yüksek enflasyon, jeopolitik riskler ve küresel belirsizliklerin yoğun olduğu dönemlerde yatırımcıların tüm varlıklarını tek bir enstrümana yönlendirmemesi gerekiyor” diyen Orman, profesyonel portföy yönetiminin bu süreçte önemli avantaj sağladığını vurguladı.
“Portföylerde TL ağırlığı korunmalı”
Mevcut ekonomik görünümde yatırımcıların portföylerinde TL varlıklara ağırlık vermesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını ifade eden Orman, döviz ve altının ise koruma amaçlı kullanılabileceğini söyledi.
Orman, “Bugünkü şartlarda yatırımcıların portföylerinde TL ağırlığının daha yüksek olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında döviz tarafında yüzde 20-25 seviyelerinde bir koruma pozisyonu değerlendirilebilir. Altın da özellikle jeopolitik risklere karşı sigorta görevi görebilecek önemli araçlardan biri olmaya devam ediyor” dedi.
“ASELSAN öncülüğünde yeni bir hikâye yazılıyor”
Son dönemde Borsa İstanbul'da yükselişin belirli sektörler ve şirketler öncülüğünde gerçekleştiğini belirten Orman, özellikle savunma sanayi şirketlerinin küresel ölçekte artan ilgiden olumlu etkilendiğini söyledi. Savunma sanayi alanında Türkiye'nin önemli bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Orman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“ASELSAN son dönemin en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri oldu. Dünyada savunma harcamalarının hızla arttığı bir dönemde şirket güçlü sipariş akışı, büyüyen iş hacmi ve uluslararası görünürlüğüyle öne çıkıyor. Avrupa'dan ve farklı coğrafyalardan gelen talep artışı, ASELSAN'ın küresel ölçekte daha fazla tanınmasını sağladı. Bu nedenle şirketin son dönemde endeksin lokomotiflerinden biri haline gelmesi son derece doğal.”
“Enerji ve teknoloji temaları öne çıkmaya devam edecek”
Küresel piyasalarda yapay zekâ, veri merkezleri ve enerji dönüşümünün yeni yatırım temaları oluşturduğunu belirten Orman, Türkiye'de de bu alanlara hizmet veren şirketlerin ön plana çıkabileceğini söyledi.
Özellikle enerji altyapısı, elektrik ekipmanları ve teknoloji odaklı şirketlerin orta vadede güçlü büyüme potansiyeli taşıdığını ifade eden Orman, küresel eğilimlerin Borsa İstanbul'a da yansımaya devam edeceğini belirtti.
“Türkiye hisse senetlerinde yeni bir hikâye başlayabilir”
Jeopolitik risklerin azalması, enflasyonda düşüş sürecinin yeniden hız kazanması ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması halinde Borsa İstanbul'da yeni bir yükseliş döneminin başlayabileceğini ifade eden Orman, yatırımcıların hisse senedi piyasasını göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi. Orman sözlerini şöyle tamamladı:
“Son dönemde endeksi ağırlıklı olarak belirli hisseler taşıyor. Ancak Türkiye'ye yönelik ilginin artması, CDS'lerin gerilemesi ve ekonomik programın sonuç vermeye başlamasıyla birlikte yükselişin daha geniş bir tabana yayılabileceğini düşünüyoruz. Risk alabilen yatırımcılar için hisse senetleri ve hisse senedi fonları orta ve uzun vadede önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde küresel yatırımcıların radarında daha güçlü bir şekilde yer alacağını düşünüyoruz.”














