BM, petrol zengini ülkelerin itirazlarına rağmen tarihi iklim kararını onayladı
BM’nin tarihi iklim kararına verdiği destekle, sular altında kalma riski yaşayan ülkeler fosil yakıtların yol açtığı zararlar için 'adalete' bir adım daha yaklaştı.
ABD’nin geri çekilmesi için yoğun çaba harcamasına rağmen, ülkelerin iklim değişikliğine karşı gezegeni koruma yükümlülüklerine ilişkin tarihi karar tasarısı kritik bir aşamayı geçti.Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, çarşamba günü yapılan oylamada iklim değişikliğini sınırlamaya yönelik güçlü adımları destekleyen kararı büyük çoğunlukla kabul etti. Fosil yakıt üreticisi ülkelerin sert kampanyalarına rağmen geçen karar, BM’nin en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) geçen temmuz ayında verdiği danışma görüşünü destekliyor.UAD’nin söz konusu görüşünde, ülkelerin iklim değişikliğine karşı gezegeni korumakta başarısız olmasının uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiği belirtilmişti.BM Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada, “Dünyanın en yüksek mahkemesi konuştu. Bugün Genel Kurul da yanıtını verdi,” dedi.Guterres, kararın “uluslararası hukuk, iklim adaleti, bilim ve devletlerin insanları giderek ağırlaşan iklim krizinden koruma sorumluluğunun güçlü bir teyidi” olduğunu söyledi.Karar, yalnızca Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliği karşısındaki hukuki yükümlülüklerine ilişkin görüşünü yeniden teyit etmekle kalmıyor; aynı zamanda ülkelerin iklim zararlarını azaltması ve fosil yakıtlarla mücadele etmesi yönünde bir uyum süreci oluşturulmasını da öngörüyor.İklimi koruma önlemine hangi ülkeler karşı çıktı?
193 üyeli BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada karar 141 “evet” oyuyla kabul edilirken, sekiz ülke karşı çıktı ve 28 ülke çekimser kaldı.ABD, Rusya, İran ve Suudi Arabistan gibi dünyanın en büyük petrol üreticileri ve sera gazı salımı yüksek ülkeleri karara karşı oy verdi. Bilim insanları, iklim değişikliğinin temel nedeninin kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı olduğunu belirtiyor.Karar metninde, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 santigrat derecenin altında tutmayı amaçlayan ulusal iklim eylem planlarının kabul edilmesi çağrısı yapılıyor. Ayrıca fosil yakıt arama, üretim ve kullanımına yönelik sübvansiyonların aşamalı olarak kaldırılması ve yükümlülüklerini ihlal eden ülkelerin oluşan zarar için “tam tazminat” sağlaması isteniyor.2015 yılında kabul edilen Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamayı hedeflemişti. Bu hedef, “1,5 derece yaşamak için gerekli” sloganıyla öne çıkmıştı. Ancak bilim insanları artık en iyimser senaryolarda bile bu sınırın aşılabileceği uyarısında bulunuyor.BM’de kabul edilen karar taslağında başlangıçta, UAD’nin görüşünde yer alan “Uluslararası Zarar Kayıt Sistemi” kurulması yönündeki daha sert ifadeler de bulunuyordu. Ancak daha geniş destek sağlamak amacıyla yapılan yaklaşık 12 tur müzakerenin ardından bu bölüm metinden çıkarıldı.Kararın kabulü, Trump yönetiminin şubat ayında küçük ada ülkesi Vanuatu’ya tasarıyı geri çekmesi için baskı yaptığı yönündeki haberlerin ardından geldi. Tasarının ilk sponsoru Vanuatu olmuştu.ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tüm büyükelçilik ve konsolosluklara gönderdiği talimatta, Washington yönetiminin tasarıya “güçlü şekilde karşı çıktığı” ve kararın kabul edilmesinin “ABD sanayisi için büyük tehdit oluşturabileceği” ifade edilmişti.ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce da oylama öncesinde yaptığı konuşmada kararı bir kez daha “son derece sorunlu” olarak nitelendirdi.Bruce, “Karar tasarısı fosil yakıtlar ve diğer iklim başlıklarıyla ilgili uygunsuz siyasi talepler içeriyor,” dedi.Vanuatu: 'Zarar gerçek ve etkileri şimdiden hissediliyor'
İklim değişikliğinin etkileri nedeniyle varoluşsal tehdit altında olduklarını söyleyen Vanuatu ve diğer ada ülkelerinin temsilcileri ise BM Genel Kurulu’nun mahkeme görüşünü desteklemesinin önemli olduğunu belirtti. Karar, uluslararası iklim hukuku açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.Vanuatu’nun BM Daimi Temsilcisi Odo Tevi, oylama öncesi yaptığı konuşmada, “Bunun neden önemli olduğu konusunda birbirimize karşı dürüst olmalıyız,” dedi.Tevi, “Bu önemli çünkü zarar gerçek ve etkileri şimdiden hissediliyor. Adalarımızda, kıyılarımızda, kuraklık ve başarısız hasatlarla karşı karşıya kalan topluluklarda bunu görüyoruz,” ifadelerini kullandı.“En ağır yükü taşıyan devletler ve halklar çoğu zaman sorunun oluşmasına en az katkı sağlayanlar,” diyen Tevi, iklim krizinin etkilerinin adaletsiz biçimde dağıldığını vurguladı.BM Genel Kurulu’nun attığı adım, topraklarının yok oluşunu izleyen Pasifik ülkelerinin yıllardır süren hayal kırıklıklarının ardından geldi.Deniz seviyesinden ortalama yalnızca iki metre yüksekte bulunan Tuvalu’da nüfusun üçte birinden fazlası, Avustralya’ya iklim göçü vizesi için başvurdu. Ancak her yıl yalnızca sınırlı sayıda başvuru kabul ediliyor. Bilim insanları, 2100 yılına kadar ülkenin büyük bölümünün yüksek gelgit dönemlerinde sular altında kalacağını öngörüyor.Nauru’da ise hükümet, olası bir taşınma sürecine kaynak yaratabilmek amacıyla varlıklı yabancılara pasaport satmaya başladı. Bu pasaportlar onlarca ülkeye vizesiz giriş imkânı sağlıyor.İklim kampanya grubu 350.org’un Pasifik ve Karayipler sorumlusu Fenton Lutunatabua, oylamanın ada topluluklarını “fosil yakıt endüstrisinin yol açtığı acılar için adalete biraz daha yaklaştırdığını” söyledi.Lutunatabua, “Bir kasırga, bir sel felaketi daha yaşandığında kıyılarımızın uğradığı yıkımın bedelini hem hayatlarımızla hem de ekonomik olarak ödüyoruz,” dedi.Human Rights Watch’un BM Direktörü Louis Charbonneau da çarşamba günü yaptığı açıklamada, BM’nin mahkeme kararını destekleyerek “insan haklarını korumaya yönelik küresel taahhüdü yeniden teyit ettiğini” söyledi.Charbonneau, kararın ABD ve diğer petrol üreticisi ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele girişimlerini engelleme çabalarına rağmen kabul edildiğini vurguladı.