Bilim insanları, University of Exeter liderliğinde yayımlanan yeni raporda, dünya sisteminde kritik bir dönüm noktasının çoktan geçildiğini, eğer acil ve eşgüdümlü küresel eylem olmazsa yıkıcı ve kalıcı değişimlerin kapıda olduğunu vurguladı.
İnsanlık artık yeni bir gerçekliğe adım attı. Uzun süredir konuşulan kritik eşikler senaryo olmaktan çıktı. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ‘İkinci Küresel Kritik Noktalar Raporu, yaklaşık bir milyar insan ile deniz canlılarının dörtte biri için hayati önemde olan sıcak su mercan resiflerinin istikrar eşiğini geçtiğini ortaya koydu.Rapora göre, küresel ısınma yaklaşık 1,4 °C düzeyindeyken, bu sistemler için kritik eşik sadece 1,2 °C (aralıkla 1,0- 1,5 °C) olarak belirlenmiş durumda. Bu durumda, eğer ısınma yönü tersine dönmezse, bildiğimiz büyük ölçekli mercan resif sistemlerinin büyük çoğunluğu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. Bazı izole ‘sığınak’ resiflerin hayatta kalabilmesi için de acil koruma ve yönetim adımları atmak gerekecek.Ayrıca raporda dünyanın, kutuplardaki büyük buzulların erimesi, büyük okyanus akıntılarının bozulması ve Amazon yağmur ormanlarının çökmesi gibi çok daha geniş çapta ve geri döndürülemez değişimlere ‘tehlikeli yakınlıkta’ olduğu uyarısı yapıldı. Araştırmanın, COP30 iklim zirvesi öncesinde hükümetlere, uluslararası kurumlara ve sivil topluma acil bir eylem çağrısı niteliği taşıdığı belirtildi.Çalışmaya ilişkin açıklamada bulunan raporun ortak yazarlarından Tim Lenton, “Dünya sistemimizi dönüştürebilecek, insanlar ve doğa için yıkıcı sonuçlar doğurabilecek çok sayıda dönüm noktasına hızla yaklaşıyoruz” dedi. Başlangıç düzeyinde de olunsa ‘olumlu dönüm noktaları’ yakalanabileceğini belirten Lenton, “Örneğin güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, elektrikli araçlar gibi temiz teknolojilerin yaygınlaşmasının bir sıçrama etkisi yaratabilir” diye ekledi.
Raporda sunulan öneriler neler?
-Küresel sıcaklık artışının 1,5 °C sınırında tutulması ya da mümkünse altında bırakılması büyük önem taşıyor. Bu amaçla, fosil yakıt emisyonlarının hızlı şekilde azaltılması ve karbon gideriminin artırılması gerekiyor.-Ayrıca, temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılması, ulaşım ve ısıtma sistemlerinde dönüşüm yapılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerine geçilmesi gibi “olumlu dönüm noktaları”nın tetiklenmesi gerekiyor. Bu sayede kendi kendini güçlendiren bir değişim süreci başlatılabilir.-Ekolojik sistemlerin kırılma noktalarına karşı dayanıklılığının artırılması; biyoçeşitlilik kayıplarının ve ekosistem bozulmasının önlenmesi gerekiyor. Koruma, restorasyon ve yönetişim açısından yeni yaklaşımlar şart.