2030 iklim hedefi: Almanya geride kaldı, İspanya hedefi aştı
Sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik hukuken bağlayıcı taahhütleri kaçırma riskiyle karşı karşıya olan AB'nin önde gelen ülkelerinin, rotalarını değiştirmek için zamanı hızla tükeniyor.
AB, sera gazı emisyonlarını sanayi öncesi seviyelere kıyasla 2030’a kadar en az yüzde 55 azaltma konusunda ilk kez anlaşalı altı yıl oldu. Artık zaman daralıyor.2021’de hukuken bağlayıcı hale gelen ve tüm birlik için geçerli olan bu hedef, AB’nin 2050’ye kadar karbon nötr olma yolundaki uzun vadeli planının parçası. Mart ayında AB Konseyi ayrıca, 27 üye ülkenin tamamının 2040’a kadar net
sera gazı emisyonlarını 1990’a göre yüzde 90 azaltmasını gerektiren bir ara hedef de kabul etti.Ancak 2036’dan itibaren, 2040 hedefi için 1990 AB net emisyonlarının yüzde 5’i sınırına kadar “yüksek kaliteli uluslararası krediler” kullanılabilecek. Bu, üye devletlerin diğer ülkelerdeki emisyon azaltım projeleriyle üretilen kredileri satın almasına ve bu kesintileri kendi hedeflerinin bir parçası olarak saymasına imkan tanıyacak.Eleştirmenler, bu açığın “AB’de gerçek ve iddialı kesintileri geciktirme” riski taşıdığını savunuyor.
Climate Action Tracker'dan Sarah Heck, Euronews Earth’e şunları söylüyor: “Bu, iklim hedeflerinin gerçek ve yurtiçi emisyon azaltımlarını teşvik etmesi gerektiği ilkesini zayıflatan, riskli bir geri adım.”Peki AB’nin en büyük ekonomileri ilk engelde mi tökezleyecek?
Almanya iklim hedeflerini baltaladı mı?
AB’nin emisyon hedefleri birlik çapında belirlendiği için, hedefe ulaşmak adına her bir ülkenin emisyonlarını tam olarak yüzde 55 azaltması gerekmiyor. Birçok ülke kendi ulusal hedeflerini koymuş durumda.AB’nin en büyük ekonomisi Almanya bir adım daha ileri giderek, sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar en az yüzde 65 azaltma taahhüdünde bulundu.Ülkenin ilk büyük ulusal iklim yasası olan Federal İklim Değişikliği Yasası ile bu hedef yasal güvenceye alındı. Mart ayında Şansölye Friedrich Merz, hedefe ulaşılamayacağı yönündeki kaygıları gidermek için 67 maddelik bir program açıkladı.Program, karada rüzgâr türbini kapasitesine 12 gigavat ekleyerek yenilenebilir enerjiyi güçlendirmeyi, elektrikli araç (EV) satışlarını artıracak teşvikleri hayata geçirmeyi ve ormanları ile toprak sağlığını korumaya dönük adımları içeriyor.Ancak tüm bu çabalara rağmen,
İklim Değişikliği Uzmanlar Konseyi'nin yeni bir raporu Almanya’nın CO2 emisyon projeksiyonlarını 100 milyon metrik tona kadar aşma riski bulunduğunu ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonları 2025’te neredeyse sabit kaldı; sanayi ve enerji sektörlerindeki düşüş, inşaat ve ulaşım sektörlerindeki artışlarla dengelendi.Uzmanlar Konseyi şu değerlendirmeyi yapıyor: “Arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık (LULUCF) sektörü, projeksiyon verilerinde artık bir karbon yutağı olarak gösterilmiyor. Aksine, 2045’e ve sonrasına kadar sürmesi beklenen bir emisyon kaynağı olarak görünüyor.”Almanya sera gazı emisyonlarını şimdiye dek yalnızca %48 azaltabilmişken, kısa süre önce hanelerin
fosil yakıtlı kazanlarını iklim dostu alternatiflerle değiştirmesini zorunlu kılan yasa taslağını da sulandırdı.Yeşillerin meclis grup başkanı ve yasanın 2023’teki ilk hâlinin mimarı Katherina Droege bunu “Almanya’nın iklim hedeflerinden tamamen vazgeçmesi” olarak nitelendirdi.
Fransa emisyon azaltım hedefine ulaşmak için hızlanmak zorunda
Fransa’nın hedefi biraz daha az iddialı: Sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 50 azaltmayı öngörüyor.Enerji düşünce kuruluşu
Ember’e göre Fransa, 2025’te AB’nin en büyük temiz enerji tedarikçisiydi. Bunda başı nükleer çekti. Geçen yıl ülkenin elektriğinin yalnızca yüzde 5,2’si fosil yakıtlardan üretildi; rüzgâr ve güneşteki artış ise elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonları ciddi biçimde düşürdü.STK Citepa’nın verileri, emisyonlardaki düşüş eğiliminin sürdüğünü ancak “yavaş bir tempoyla” ilerlediğini gösteriyor. Nisan ayında yayımlanan aylık sera gazı emisyon barometresi, 2023’teki yüzde 6,8’lik, 2024’teki yüzde 1,8’lik azalmanın ardından, 2025’te emisyonların yüzde 1,5 gerilediğini tahmin ediyor.Yurtiçi emisyonlardaki düşüşe esas olarak sanayi faaliyetlerindeki yavaşlama öncülük ediyor; imalat ve inşaat sektörlerinde üretim yıllık bazda yüzde 3,4 geriledi.Ancak Fransa’nın 2030 hedefini tutturabilmesi için emisyonlarını her yıl yüzde 4,6 azaltması gerekiyor. Bu da ülkenin mevcut hızını üç kattan fazla artırması gerektiği anlamına geliyor.Ülkeyi asıl geride bırakan ise ulusal emisyonların neredeyse üçte birinden sorumlu ulaşım sektörü. Bu alandaki emisyonların 2025’te yalnızca yüzde 1,4 düşmüş olması bekleniyor. Oysa yıllık hedef yüzde 5.Bu cılız düşüşle başa çıkmak için
Fransa elektrifikasyona giderek daha fazla odaklanıyor. Nisan ayında Santa Marta enerji dönüşümü konferansında Fransa, fosil yakıtlardan çıkışa yönelik ulusal bir yol haritasını iddialı biçimde açıkladı.Plan, kömür kullanımının 2030’da, petrolün 2045’te ve enerjide gazın 2050’de sonlandırılmasını öngörüyor. 2026’dan itibaren yeni binalarda gazlı kazanların yasaklanması ve 2030’a kadar yeni araçların üçte ikisinin elektrikli olması hedefi gibi mevcut önlemleri tek çatı altında toplarken, diğer ülkelerdeki dönüşümü destekleme taahhüdünü de yineliyor.Adım genel olarak olumlu karşılandı ancak bu kadar geç belirlenmiş bir hedefin ülkenin 2030’a kadar hedefini tutturmasına yardımcı olup olmayacağı belirsiz.
İtalya kirletici kömüre hâlâ sıkı sıkıya bağlı
AB hedefleri kapsamında İtalya’nın sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 43,7 azaltması gerekiyor.Ülkede yenilenebilir enerji sektöründe “kayda değer bir büyüme” yaşandı. Ulusal İletim Sistemi İşletmecisi Terna’nın verilerine göre, 2025’te elektrik tüketiminin yüzde 41’i yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Bunun lokomotifi, elektrik üretim karışımının yüzde 14,5’ini sağlayan güneş oldu.Ancak Avrupa Çevre Ajansı (EEA), emisyon hedefinin tutturulabilmesi için yenilenebilir enerjide “önemli bir hızlanma”ya ihtiyaç olduğu uyarısını yapıyor. Buna rağmen İtalya, İran’daki savaş petrol ve gaza bağımlılığın risklerini gözler önüne sererken bile kirletici fosil yakıtlardan kopamıyor.Nisan ayında Başbakan Giorgia Meloni,
ülkenin kömürle çalışan santrallerinin kalıcı olarak kapatılmasını 2038’e erteleme planını açıkladı. Bu tarih ilk hedefin 13 yıl, 2030 emisyon hedefinin ise sekiz yıl sonrasına denk geliyor.Çevre örgütleri ve merkez sol muhalefet karara sert tepki gösterdi. Yeşil parti Europa Verde’nin lideri Angelo Boneli, hükümeti “iklimi görmezden gelmekle” suçladı.İtalya Çevre Koruma ve Araştırma Enstitüsü’nün (
ISPRA) 2026 tarihli raporu, enerji dönüşümündeki “kritik sorunlar”, ulaşımın karbonsuzlaştırılması ve üretim sistemlerinin verimliliği konusundaki eksiklikler nedeniyle ülkenin 2030 için öngörülen emisyon azaltım hedefini tutturmasının pek olası olmadığını belirtiyor.
İspanya, emisyon kesintilerinde AB’nin galibi olabilir
İspanya, enerji dönüşümü söz konusu olduğunda AB’nin nispeten iyi performans gösteren ekonomileri arasında görülüyor; ülkenin 2030’a kadar emisyonlarını yüzde 32 azaltma hedefi bulunuyor.Yenilenebilir enerji karışımı AB ortalamasının (yüzde 30) üzerinde. 2025’te elektrik üretim karışımının yüzde 75’i temiz kaynaklardan oluştu. Son yirmi yılda İspanya’nın elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonları üçte ikiden fazla azaldı; güneş ve rüzgârdaki genişleme fosil yakıtları giderek sistem dışına itiyor.Ülke kısa süre önce, evleri daha enerji verimli hale getirmeyi ve elektrik paylaşan enerji topluluklarını teşvik etmeyi amaçlayan
9 milyar euroluk bir enerji dönüşüm planı açıkladı. Proje kapsamında dar gelirli kesim için toplu taşımanın neredeyse ücretsiz hale getirilmesi de öngörülüyor.Başbakan Pedro Sanchez, yeşil dönüşümün ancak “adil” olursa başarıya ulaşabileceğini, iklim nötrlüğüne yönelik çabaların “inkârcı söylem” nedeniyle yavaşlama riski taşıdığını söylüyor.Avrupa İklim Nötrlüğü Gözlemevi’ne (
ECNO) göre İspanya, atmosferden karbon çekmeye yönelik politikaları uygulamaya ve temiz enerjiyi güçlendirmeye devam etmesi halinde emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 41,4 azaltarak hedefini bile aşabilir.
Hollanda neden 'daha sıkı önlemlere' ihtiyaç duyuyor?
Yeşil bir ülke olarak görülen Hollanda için Avrupa Çevre Ajansı’nın verileri “karma” bir tablo ortaya koyuyor.Bu yılın başında Amsterdam, kamusal alanlarda
iklime zarar veren reklamlara yasak getiren dünyadaki ilk başkent oldu; sokaklardaki fosil yakıt ve et tüketimini teşvik eden reklam panoları kaldırıldı. Utrecht, Lahey, Zwolle, Delft ve Nijmegen gibi benzer yasaklar getiren diğer Hollanda şehirlerinin izinden gidildi.
Ember ’e göre Hollanda, kişi başına düşen güneş enerjisi üretiminde Avrupa’nın lideri. Yalnızca rüzgâr ve güneş, 2025’te ülkenin elektrik karışımının yüzde 46’sını üretti. Geçen yıl Hollanda’da elektriğin yüzde 54’ü temiz kaynaklardan gelse de ülke hâlâ özellikle gaza dayalı fosil yakıtlara büyük ölçüde bağımlı.Hollanda ayrıca, 2019’daki Devlet Konseyi kararından bu yana azot emisyonlarının etkileriyle boğuşuyor. Kararda ülkede çok fazla azot salındığı ve bunun doğal alanları olumsuz etkilediği tespit edilmişti.Çiftçilik ve iş dünyası, gerekli izinler olmadan faaliyetlerini genişletemiyor. Bu da özellikle konut, yenilenebilir enerji altyapısı ve savunma projeleri söz konusu olduğunda inşaat sektörünü zorluyor.Bu nedenle,
PBL Hollanda Çevresel Değerlendirme Ajansı'nın 2025 tarihli bir raporuna göre Hollanda’nın 2030’a kadar emisyonlarını yüzde 55 azaltma hedefini tutturması “son derece düşük” bir olasılık.Rapora göre ülkede büyük ölçekli sürdürülebilirlik projelerinin hayata geçirilmesi “durma noktasına” gelmiş durumda. Açık deniz rüzgâr santrallerindeki gecikmeler, öngörülenden daha az temiz enerji üretileceği anlamına geliyor.Raporda şu uyarı da yer alıyor: “Ekonomiye ciddi zararlar vermeden ya da toplumsal dirençle karşılaşmadan 2030’da yüzde 55’lik emisyon azaltımına götürecek politika kombinasyonlarının sayısı giderek azalıyor.”“Ayrıca 2030 sonrasına dönük neredeyse hiç emisyon azaltımı boru hattında değil. Bu nedenle uzun vadede iklim nötr bir Hollanda’ya yapısal geçişi destekleyecek daha sıkı önlemler alınması son derece önemli.”