Greenpeace: AB ülkeleri enerji krizine yanıt verirken fosil yakıtlara yöneliyor

TAKİP ET

Greenpeace: AB ülkeleri enerji krizine yanıt verirken fosil yakıtlara yöneliyor

Greenpeace: AB ülkeleri enerji krizine yanıt verirken fosil yakıtlara yöneliyor

Greenpeace, Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerjiye yönelip Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla iyice ortaya çıkan fosil bağımlılığını azaltma fırsatını kullanmadığını belirtiyor. İspanya’nın attığı bazı adımları ise 'en iyi hamlelerden biri' olarak niteliyor.

Çevre örgütü Greenpeace, İran savaşı nedeniyle yükselen enerji maliyetlerine karşı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin aldığı önlemlerde “derin yapısal tutarsızlıklar” bulunduğunu belirterek, temiz enerjiye geçişi hızlandırmak için ortaya çıkan fırsatın kaçırıldığını savundu.

Yılın başında İran’daki savaşın petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert artışlara yol açmasının ardından Avrupa genelinde enerji maliyetleri yükselirken, ABD ve İsrail’in 100 günden uzun süre önce İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı küresel ölçekte benzeri görülmemiş bir enerji şokuna neden oldu. O tarihten bu yana Washington ile Tahran arasında yaşanan gerilimler enerji piyasalarındaki belirsizliği artırmaya devam ediyor.

Avrupa’da akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürerken, İspanya’da artışın yüzde 34’ü aştığı belirtiliyor. Bu gelişmeler karşısında AB ülkeleri, enerji krizinin vatandaşlar üzerindeki ekonomik etkisini hafifletmek amacıyla çeşitli destek paketleri açıkladı.

Greenpeace, perşembe günü yayımladığı “Fosil Yakıt Kurtarma Paketi mi, Enerji Dönüşümü mü? İspanya ve Hürmüz Boğazı Krizi” başlıklı raporunda, İspanya, Almanya, Hollanda, Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İsveç’in enerji krizine verdiği yanıtları inceledi.

Raporda, “Yapılan metodolojik analiz, İran savaşı kaynaklı enerji krizine karşı incelenen AB ülkelerinin verdiği yanıtlarda derin bir yapısal tutarsızlık olduğunu ortaya koyuyor” ifadelerine yer verildi.

Greenpeace, aynı zamanda temiz enerji yatırımlarını hızlandırmak için ortaya çıkan “eşsiz fırsatın” değerlendirilmediğini belirterek, “İncelenen ülkelerin hiçbirinin planı enerji dönüşümüyle tam uyumlu değil. Aksine, daha fazla kaynak fosil yakıtları desteklemeye ayrılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa'nın tepkisinde İspanya başı çekiyor

Bruegel düşünce kuruluşunun verilerine göre, Avrupa hükümetleri savaşın enerji faturalarına etkisini hafifletmek amacıyla toplamda yaklaşık 11,8 milyar euro tutarında yardım paketi onayladı.

İspanya özelinde ise Bakanlar Kurulu, fiyat artışlarıyla mücadele amacıyla onayladığı bir Kraliyet Kararnamesi ile 5 milyar euroyu aşan bir planı yürürlüğe soktu. Önlemler 30 Haziran 2026’ya kadar geçerli olacak. Karşılaştırma için; Almanya krizi hafifletmeye 1,62 milyar euro ayırırken, Hollanda 970 milyon, Yunanistan 800 milyon, İrlanda 760 milyon, Portekiz 470 milyon ve İsveç 430 milyon euro bütçe ayırdı.

İspanyol planının omurgasını mali önlemler oluşturuyor. Pedro Sanchez hükümeti, akaryakıt, elektrik, doğal gaz ve fiyatı ayrıca üst sınırla dondurulan tüp gaz dahil tüm enerji türlerinde KDV’yi yüzde 21’den yüzde 10’a indirdi.

Greenpeace, raporunda, İspanyol hükümetinin açıkladığı paketlerin “şüphesiz” AB ülkeleri arasında “en kapsamlısı ve en yüksek bütçeli olanı” olduğunu kabul etse de, önlemlerin ayrım gözetmeyen niteliğini eleştiriyor ve bunların “ailelere doğrudan gelir transferleri ya da belirli meslek gruplarına yönelik destekler” yerine tercih edildiğine dikkat çekiyor.

Greenpeace sözcüsü Carlos Garcia Paret, “Son yıllarda yenilenebilir enerjiye kararlı bir şekilde yönelmiş olmamız, enerji faturalarındaki artıştan ülkeyi korudu ve çevremizdeki diğer ülkelere göre bizi daha iyi hazırlıklı hâle getirdi. Ancak enerji tüketimimizin yüzde 75’i hâlâ fosil kaynaklardan geliyor ve yılda yaklaşık 22 milyar euroluk enerji ithalatımız var. İspanya, ekonomiye, cebe ve iklime zarar veren oynak ve kirli enerji kaynaklarına bağımlılıktan kurtulabilmiş değil,” dedi.

Rapor, özellikle güneş ve rüzgâr enerjisinde olmak üzere İspanya’nın yenilenebilir kaynakların hayata geçirilmesinde diğer ülkelere kıyasla daha hızlı yol aldığını teslim ediyor. Ancak Greenpeace, bu yayılımın birçok durumda uygun bir toplumsal ve bölgesel planlama olmaksızın gerçekleştiği, bunun da yerel düzeyde çatışmalara yol açtığı ve kazançların büyük sanayi aktörleri arasında yoğunlaştığı uyarısında bulunuyor.

Çalışma, enerji dönüşümünün yalnızca bir kaynak türünün bir başkasıyla değiştirilmesiyle sınırlı kalamayacağını, bununla birlikte piyasada yapısal reformlar, öz tüketimin teşviki, yerel enerji topluluklarının desteklenmesi ve talebin kalıcı biçimde azaltılmasıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Buna karşın örgüte göre, “kirletici enerji türlerini teşvik etme eğilimi neredeyse tüm kıtada ortak bir payda”. “Neredeyse bütün ülkeler, enerjide genel vergi indirimleri ile akaryakıt ve gübreye verilen doğrudan sübvansiyonlardan oluşan, en geriletici üç aracın uygulanmasında tamamen aynı çizgide buluşuyor.”

Faturayı kim ödüyor?

Raporun bir diğer ayağını ise enerji yoksulluğu oluşturuyor; bu olgu, incelenen dönemde İspanya’da bir kez daha derinleşti. STK, yüz binlerce hanenin, giderek kabaran faturaları ödeyemediği için ısınma, soğutma ya da aydınlatma gibi temel enerji tüketimini kısmak zorunda kaldığını vurguluyor.

García Paret, “Funcas, İspanya Merkez Bankası ve bizzat Avrupa Komisyonu gibi kurumların da belirttiği üzere, gaz ve akaryakıta yönelik genel vergi indirimlerinin –İspanya örneğinde yaklaşık 2,3 milyar euroya ulaşan– çok yüksek bir maliyeti var ve etkinliği ciddi biçimde tartışmalı,” diyor. “Bu kurumlar bunun yerine, kamu kaynaklarının daha kırılgan kesimlere ve sektörlere yönelik hedefli çözümlere yönlendirilmesini tavsiye ediyor.”

Gaz ve akaryakıta yönelik genel vergi indirimlerinin maliyeti çok yüksek, etkinliği ise tartışmalı

 Carlos García Paret 

Greenpeace sözcüsü

Rapor, elektrik sosyal tarifesi ve diğer yardımların etkileri kısmen hafiflettiğini kabul etse de, Greenpeace bu araçların yetersiz, bürokratik ve hedeflemesi zayıf olduğunu, düzensiz gelire sahip çalışanlar ya da kirada yaşayan aileler gibi geniş bir kırılgan nüfus kesimini dışarıda bıraktığını savunuyor.

Belgede, “Fosil yakıt endüstrisinin açgözlülüğüne karşı halkı ve ekonomiyi koruyacak radikal çözümlere ihtiyaç var; bunun için özellikle tarım sektöründe gelir güvencesi, toplu taşımaya ek kaynak, binaların hızlandırılmış ve kapsayıcı enerji yenilemi ve gübre tuzağından çıkmaları için tarım sektörüne destek gibi uzun vadeli araçlara yönelmek gerekiyor” deniliyor. “Ayrıca, vatandaşların kontrolünde akıllı ve kapsayıcı bir elektrifikasyonun teşvik edilmesi ve son aylarda spekülasyondan en fazla kazanç sağlayan, en çok kirleten şirketlerin daha yüksek vergilendirilmesi şart.”

Greenpeace enerji krizi Yenilenebilir Enerji Hürmüz Boğazı