İklim Krizi Evimize Girdi: Gıda ve Su Güvenliği Alarm Veriyor
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, artan iklim krizine karşı toplumu bir kez daha uyardı: 'Artık kriz kapıda değil, evin içinde.' Küresel iklim değişikliğinin su kaynaklarını tehdit ettiğini, tarım ve gıda güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını belirten Demir, Türkiye'nin acil önlem alması gerektiğini vurguladı.
Demir’e göre Türkiye'de günlük kişi başı su tüketimi İstanbul’da 200 litreyi, İzmir’de 220 litreyi, Ankara’da ise 246 litreyi buluyor. Oysa ülke ortalaması 130 litre civarında. “Biz bu tüketimi 100 litrenin altına indirmeliyiz” diyen Demir, büyükşehirlerde tüketimin en azından 150 litreye çekilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye'nin toplam su varlığı 112 milyar metreküp. Bunun 45 milyar metreküpü tarımda kullanılıyor, ancak bunun neredeyse yarısı —yaklaşık 25 milyar metreküp— buharlaşma ve kayıplar yoluyla israf ediliyor. Bu rakam, Türkiye nüfusunun sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığı suya eşdeğer.
Tarımda Büyük Hasar: Yüzde 70-80 Kayıp
Son aylarda yaşanan don felaketleri 65 ilde ciddi kayıplara yol açtı. Özellikle nisan ayında yaşanan dondan dolayı meyve ve tahıl ürünlerinde %70-80’e varan zararlar görüldü. Bu felaketlerin etkileri sadece bu yılla sınırlı kalmayacak; ağaçlarda meydana gelen kalıcı hasarlar önümüzdeki yılların da verimini tehdit ediyor.
Karadeniz gibi yağışlı bölgelerde bile fındık bahçelerinde meyve dökülmeleri ve ağaçlarda kurumalar yaşanıyor. Buğday, arpa ve mercimek gibi temel gıda ürünleri de büyük darbe aldı.
Tarım Politikaları Yeniden Şekillenmeli
Demir, tarımda su kullanımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Tarım çok ciddi bir eşikten geçiyor. Türkiye’nin tarım politikalarını acilen gözden geçirmesi gerekiyor,” dedi.
Ayrıca sulama mühendislerinin yetiştirilip istihdam edilmesi gerektiğini, çiftçilere destek verilmeden sürdürülebilir üretimin mümkün olmadığını ifade etti.
Krize Karşı Ortak Hareket Çağrısı
“Çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı bir ülkeyi onlara bırakabilmek için hepimize görev düşüyor,” diyen Demir, sadece devletin değil, bireylerin ve yerel yönetimlerin de taşın altına elini koyması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası iş birliklerinin, etkili kriz yönetimi stratejilerinin ve bireysel sorumlulukların önemine dikkat çekti:
“Ya doğayı onaracağız, ya da yok olacağız. Küçük adımlar büyük değişimlere yol açabilir.”